Savaşların,
doğal afetlerin, kazaların ve şiddet olaylarının bireyleri ve kitleleri
sıklıkla etkilediği günümüzde, yapılan çalışmalar psikolojik travma alanını
psikiyatri ve klinik psikolojinin önemli bir dalı haline getirmiştir. Türkiye,
bir deprem bölgesi içinde olması nedeniyle sık sık deprem felaketi yaşamakta ve
siyasi coğrafya içindeki hassas konumundan dolayı da yıllardan beri silahlı
çatışma ve terör olaylarına maruz kalmaktadır. Bunlara ek olarak, Türkiye Asya,
Avrupa ve Afrika’yı birbirine bağlayan konumu nedeniyle şiddet olaylarından
dolayı topraklarını terk etmek durumunda kalan çok sayıda mültecinin akımına
uğramaktadır. Trafik kazaları ve kadına yönelik şiddet olaylarının sayısı da
gün geçtikçe artmaktadır. COVID-19 pandemisi yarattığı yaşamımıza yönelttiği
tehditle toplumsal düzeyde travmatik bir etki yaratmaktadır. Tüm bu olaylar
bugün Türkiye’nin en önemli ruh sağlığı sorunlarından birinin travmatik
olayların insanlar üzerinde yarattığı olumsuz psikolojik etkiler olduğunu
düşündürmektedir.
Araştırmalar 40
yaşına gelmiş hemen hemen herkesin yaşamları boyunca en az bir kere travmatik
bir olaya maruz kaldığını göstermektedir. Travma deneyimi olan kişiler, tanık
oldukları olayları istemsiz bir şekilde düşünürler ve sıkıntı duyarlar;
sıklıkla sıkıntı verici ya da korkutucu rüyalar görürler; tanık oldukları
olayları hatırlatan yerler, durumlar, kişiler ve hatta nesnelerle karşı karşıya
geldiklerinde sıkıntı duyarlar ve kalp çarpıntısı, terleme, titreme gibi
fiziksel belirtiler yaşarlar; dolayısıyla olayla ilgili düşüncelerden ve onları
hatırlatan uyaranlardan kaçınırlar; sürekli korku, utanç, öfke, suçluluk
duyguları yaşarlar; kendileri, başka insanlar ve dünya ile ilgili aşırı olumsuz
inançlar geliştirirler; insanlardan uzaklaşırlar; olumlu duyguları hissetmez
olurlar; öfke patlamaları, uykusuzluk, ilgi kaybı, dikkat bozukluğu, tetikte
olma hali ve aşırı irkilme gibi belirtiler yaşarlar. Bu belirtiler psikiyatrik
sınıflandırma sistemlerinde Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) olarak
adlandırılırlar. Araştırmalara baktığımızda travma deneyimi olan yaklaşık üç
kişiden birinde TSSB gelişme ihtimali olduğu görülmektedir. Travma deneyimi
olan kişilerde TSSB dışında ya da TSSB’ye ek olarak depresyon, kaygı bozuklukları,
somatoform sorunlar ve alkol / madde kullanımı gibi sorunlar da görülür. TSSB
belirtileri ve diğer ruhsal sorunlar işlev kaybına yol açtıklarından bu ruhsal
soruna sahip kişilerin mesleki, ailevi ve sosyal yaşamları olumsuz etkilenir.
Öncelikle ihtiyaç tespitinden başlayarak sunulan Sürdürülebilir İnsan Kaynakları yaklaşımı hayata geçirilecek uygulamanın işletmenin diğer tüm süreçleriyle entegre olması ve desteklenmesi hedeflenmektedir.
Danışmanlık İnsan Kaynakları Eğitim
Herkese açık bir inceleme yazın